Küresel ölçekte artan yaratıcı faaliyetler, fikirlerin ve tasarımların hukuki koruma altına alınması gerekliliğini gündeme getirmiştir. Fikri mülkiyet hukuku, maddi olmayan bu değerlerin korunmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik ve ticari yansımalarını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Tasarım hukuku, bu çerçevede ürünlerin dış görünümü-ne ilişkin koruma sağlamakta ve tasarımcıların yaratıcı emeğini yetkisiz kullanıma karşı savunmaktadır. Bu çalışma, Türk Hukuku ve Avrupa Birliği Hukuku bağlamında tasarım korumasının kapsamını, sınırlarını ve ihlalin hukuki sonuçlarını incelemektedir. Özellikle tescilli tasarım haklarının sağladığı formel ve icra edilebilir koruma ön planda tutulmakta, bununla birlikte tescilsiz tasarım korumasının tamamlayıcı rolü de ele alınmaktadır.
Çalışma, tasarımın birden fazla fikri mülkiyet hakkıyla korunabilmesini mümkün kılan "kümülatif koruma" ilkesini ve tasarım hukukunda son yıllarda yapılan AB reformları ile Riyad Tasarım Hukuku Antlaşması'nın etkilerini de tartışmaktadır. Bu bağlamda, tasarım haklarının korunması ve ihlalinin sonuçları, hem yaratıcılığın desteklenmesi hem de ticari çıkar-ların dengelenmesi açısından ele alınmaktadır.