Bu eser, modern egemenlik anlayışının dijital çağdaki dönüşümünü ‘siber egemenlik' olgusu çerçevesinde ele almaktadır. Geleneksel Vestfalya düzeninden itibaren ‘egemenlik', devletin fiziksel sınırları üzerindeki mutlak otoritesini ifade ederken, siber uzay bu anlayışın sınırlarını zorlayan ve farklı aktörlerin de güç sahibi olabildiği yeni bir mecra yaratmıştır. Büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama ve işleme kapasitesi, devletlerin siber saldırı ve savunma stratejileri, uluslararası örgütlerin (NATO, AB gibi) mevzuat çalışmaları ve bireylerin temel hakları (mahremiyet, ifade özgürlüğü vb.) bu yeni egemenlik alanında iç içe geçmiştir.
Çalışma üç temel bölüme ayrılmaktadır. İlk bölümde, ‘siber uzay', ‘büyük veri', ‘yapay zekâ', ‘siber saldırı' gibi kavramlar tanımlanarak siber mekânın fiziksel olmaktan ziyade söylemsel ve ekonomik-politik yönlerine vurgu yapılmaktadır.
İkinci bölümde, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin ve Türkiye gibi farklı ülke ve bölgelerdeki siber düzenlemeler ele alınarak, devletlerin dijital dünyada egemenlik inşa etme girişimlerinin yöntemleri incelenmektedir. Üçüncü bölümde, siber savaş, siber güç ve dijital yayılmacılık konuları Vestfalya sonrası uluslararası hukuk ve ilişkiler ekseninde değerlendirilmekte; ayrıca siber alanda var olan devletlerin egemenlik anlayışları Vestfalyan egemenliğin ‘dış egemenlik' boyutuyla değerlendirilmektedir.
Genel olarak, çalışma, siber egemenliğin salt ulusal güvenlik veya teknik bir düzenleme meselesi olmadığını; aksine, politik, ekonomik, hukuksal ve toplumsal boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşım gerektiren kompleks bir olguya dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu bakımdan, dijital çağın getirdiği fırsatların yanı sıra, birey hakları ve kamu yararının nasıl dengelenebileceği sorusu, siber egemenlik tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.