Bu çalışma, Türkiye'nin ticari hayatını omuzlarında taşıyan tüm işletmelere ve bu işletmelerin gerçek anlamdaki gücünü oluşturan çalışanlara yönelik olarak hazırlanmıştır. Her gün binlerce işyerinin kapısı açılırken, o kapıdan içeri giren yalnızca insanlar değildir; onların hayat hikâyeleri, umutları, geçim mücadeleleri ve alın teri de o eşikten içeri adım atar. Ekonomik düzenin karmaşıklığı içinde çoğu kez gözden kaçan bu insani gerçeklik, işçilik alacakları dediğimiz kavramın temelini oluşturur. Çünkü işçilik alacakları yalnızca hukuki bir talep değildir; emek ile adalet arasındaki ince çizginin adıdır.
İş yaşamı, hukukun belirlediği bir çerçeve içinde aktıkça anlam kazanır. Ancak hukuki düzen, kendi başına tüm sorunları çözemez; çünkü iş ilişkisi özünde insan ilişkisine dayanır. Bu nedenle iş sözleşmesi, iki imza arasında sıkışmış bir belge olmaktan çok öte; emek-sermaye dengesinin, karşılıklı sorumluluğun ve hayatın sürekliliğinin bir göstergesidir. İşçilik alacakları ise işçinin işyerine kattığı değerin maddi karşılığını temsil eder. Bu çalışma, işte bu değerin nasıl korunması gerektiğini, işletmelerin nasıl bir bilinçle hareket etmesi gerektiğini, çalışanların ise haklarını hangi usullerle arayabileceğini ortaya koyan geniş bir rehber niteliğindedir.
Türkiye'deki işletmelerin önemli bir kısmı, hızlı tempolu çalışma düzeni içinde hukuki uyumu ikinci plana atar. Çok kez bordro kayıtları düzensiz tutulur, fazla mesai hesaplamaları hatalı yapılır, izin kayıtları eksik kalır, fesih işlemlerinde gerekli gerekçeler belirtilmez. Bu küçük görünen eksiklikler, ileride yüksek tutarlı davalara dönüşebilir. Bu çalışma, işte bu nedenle, işletmelerin hukuki risklerini daha doğmadan görmesini sağlayacak bir bakış sunar. İşverenler için bu kitap, kurum içi işleyişin doğru yapılandırılmasına yardımcı olan bir pusula niteliğindedir.
Öte yandan çalışanlar açısından da işçilik alacakları çoğu zaman belirsizliklerle doludur. Hakların ne zaman doğduğu, hangi belgelerin delil sayıldığı, hangi süreçlerin izlenmesi gerektiği, zamanaşımı sürelerinin ne olduğu gibi konular, çalışan için çoğu zaman bir muammadır. Bu çalışma, çalışanların bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayacak temel ilkeleri sade bir dille açıklar. Çünkü emek, ancak bilgiyle güçlenir; bilgi ise ancak doğru sunulduğunda anlam kazanır.