Bu kitap, erken modern dönemde siyaset ve devlet teorisine ilişkin sistemli ve bütünlüklü yaklaşımlar geliştirmiş olmalarına rağmen siyasal düşünce literatüründe yeterince incelenmemiş olan Monarkomak düşünürlerin siyaset ve devlet kuramına dair teorilerini incelemektedir.
Orta Çağ'dan modern döneme geçiş sürecinin belirginleştiği XVI. yüzyıl erken modern dönem, toplumsal, siyasal ve düşünsel/entelektüel dönüşümlerin yoğunlaştığı; buna bağlı olarak siyaset ve devlet teorisinin temel kavramlarının yeniden tartışıldığı ve yeni kuramsal arayışların ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönem, feodal düzenin çözülmeye başladığı ve merkezi monarşilerin güç kazandığı bir siyasal dönüşüm süreci olmanın yanı sıra, dinî otorite ile siyasal iktidar arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı ve toplumsal sözleşme, egemenlik ve meşruiyet gibi kavramların yeni bir içerik kazandığı bir düşünsel dönüşüm sürecidir. Bu süreçte, Avrupa genelinde meydana gelen gelişmelerin ve özellikle Fransa'da yaşanan din savaşlarının yarattığı derin siyasal ve toplumsal krizlerin etkisiyle, egemenliğin kaynağı, iktidarın sınırları ve tiran yönetime karşı direnişin meşruiyeti gibi siyaset ve devlet teorisinin en temel konuları yeniden tartışılmış ve bu kavramlar yeni anlamlar kazanmıştır.
Bu çalkantılı tarihsel atmosfer içerisinde ortaya çıkan Monarkomaklar, mutlak monarşinin yükselişi karşısında geliştirdikleri teorilerle modern siyaset ve devlet teorisinin bazı temel kavramlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamışlardır. Bununla birlikte siyasal düşüncenin klasik anlatısı, siyaset ve devlet teorisinin gelişimini çoğu zaman büyük düşünürlerin eserleri üzerinden temellendirdiğinden, bu düşünürlerin katkıları genellikle görmezden gelinmiş ya da ikincil bir konumda ele alınmıştır. Oysa halk egemenliği, sözleşme düşüncesi, sınırlı iktidar ve tiranlığa karşı direnme hakkı gibi modern siyaset ve devlet teorisinin temel kavramlarının erken modern dönemde kazandığı teorik biçimlerin önemli bir kısmı, Monarkomak düşünürlerin eserlerinde sistematik ve bütünlüklü bir çerçevede ele alınmıştır.