Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak, yalnızca delilleri toplamakla değil; bu delilleri doğru yorumlamakla mümkündür. İşte tam bu noktada, son yıllarda Yargıtay içtihatlarında giderek daha merkezi bir rol üstlenen "hayatın olağan akışı" kavramı, delil değerlendirmesinin en kritik anahtarlarından biri haline gelmiştir.
Bu eser, ceza yargılamasında sıklıkla başvurulan ancak sınırları çoğu zaman belirsiz kalan bu kavramı tüm yönleriyle ele almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve farklı ceza dairelerinin emsal kararları ışığında hazırlanan çalışma; hayatın olağan akışına aykırılık olgusunun hangi durumlarda beraat, hangi durumlarda mahkûmiyet sonucunu doğurduğunu somut örneklerle ortaya koymaktadır.
Kitapta, bu kavramın teorik temelleri ile uygulamadaki yansımaları bir arada sunulurken; farklı suç tipleri bakımından nasıl şekillendiği, yargı kararlarında ne şekilde yorumlandığı ve zaman içinde nasıl bir gelişim gösterdiği sistematik bir yaklaşımla incelenmektedir.