Teknolojinin gelişmesi ve buna paralel olarak yirminci yüzyılda iletişim çağına geçilmiş olmasıyla birlikte artık telekomünikasyon yoluyla kişilerin arasındaki iletişimin denetlenmesi, suça ilişkin delil elde edilebilmesi açısından önem kazanmıştır.
Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde koruma tedbiri kavramının muhakeme hukukunda neyi ifade ettiği ve özel olarak telekomünikasyon kavramının hukuktaki yeri ile iletişimin denetlenmesi koruma tedbirinin Türk hukuk düzeninde geçirdiği değişiklikler, norm bazında karşılıklı olarak incelenecektir.
Bununla birlikte, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlandırılabileceği AİHS ve Anayasa normları karşısında, dayanağını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan aldığı belirtilen iki ayrı yönetmeliğin, özellikle son tarihli yönetmelik düzenlemesinin, kanun hükümleriyle çelişen noktalan birlikte ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir.
İkinci bölümde ise kısaca belirli şartlar altında önleme amaçlı da başvurulabilen iletişimin denetlenmesi incelendikten sonra; adli bir tedbir olarak telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tedbiri her bir ayrı türü bakımından gerek doktrin gerek Yargıtay uygulaması bakımından incelenecektir.