Yanlış bilgiyi kasıtlı olarak üretme ve yayma eylemi olarak tanımlanan dezenformasyon hem uluslararası hukukta hem de iç hukukumuzda yeni bir kavramdır. Gerçeklikle çatışma içinde olma hali, kavramın günlük hayatta sıkça karşılaştığımız basit hata veya yalanlardan, ciddi sonuçlara neden olabilecek organize ve planlı manipülasyon biçimlerine uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu geniş skala içinde ceza hukukunun devreye girmesi şüphesiz en ciddi sonuçlara neden olabilecek gerçeğe aykırılıkların varlığı halinde söz konusu olacaktır. Dış dünyada düşünce açıklaması şeklinde ortaya çıkan dezenformasyon ceza hukukunun ağır sonuçlarıyla karşılaşacaksa, artık ifade özgürlüğünün korumasından faydalanamaya layık olmadığının ortaya konulması zorunludur. Ülkemizde ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların genelde kamu otoritelerinin kabulleriyle çatışan bilgi ve fikirler üzerinde yoğunlaşması, çalışmanın konusu olan halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun da muhalefeti baskılamak için bir araç olarak kullanılma ihtimalini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada, 2022 yılında yürürlüğe giren TCK m.217/A'nın ceza hukukuna uygunluğunu denetlemek, uygulanma biçiminin pratikte nasıl seyredeceğine dair bir öngörü geliştirmek ve uygulayıcıya faydalı olabilecek bir rehber oluşturmak amaçlanmıştır.