Eser, öncelikle ceza hukukunun tarihsel gelişimini ve kanunilik ilkesinin (nullum crimen, nulla poena sine lege – kanunsuz suç ve ceza olmaz) doğuşunu Aydınlanma düşüncesiyle birlikte ele alır. Kanunilik ilkesinin, devletin cezalandırma yetkisini sınırlandırarak birey haklarını güvence altına alma işlevi vurgulanır. Bu çerçevede açıklık ilkesi, kanunilik ilkesinin alt ilkelerinden biri olarak öne çıkar; ceza normlarının açık, belirli ve öngörülebilir olmasının, keyfiliğin ve yargıdaki geniş takdir alanının önüne geçmek için zorunlu olduğu anlatılır.
Kitap, açıklık ilkesinin tarihsel kökenlerini, Roma hukukundan Magna Carta'ya, Aydınlanma düşünürlerinden (Hobbes, Locke, Montesquieu, Beccaria) günümüze kadar izler. Modern ceza hukukunun, bireyin temel hak ve özgürlüklerini koruma amacıyla açıklık ilkesini nasıl merkezine aldığı ayrıntılı biçimde gösterilir. Ayrıca, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası gibi tarihsel örneklerle, açıklık ilkesinin zayıflatılmasının veya ortadan kaldırılmasının, ceza hukukunun baskı ve keyfilliğe nasıl alet edilebileceği somut biçimde ortaya konur.