Küreselleşme ve dijitalleşmenin kesişiminde şekillenen algoritmik toplumun kendine özgü ve karmaşık yapısı, anayasacılığın devlet iktidarını sınırlandırmaya ve dikey bir çerçevede devlet-birey ilişkilerini düzenlemeye yönelik klasik araçlarını zorlamaktadır. Dijital teknolojileri geliştiren ve yöneten şirketlerin kamusal alandaki etkisinin artması, kamu gücünün sınırlarını belirsizleştirirken; temel haklara yönelik tehditlerin çeşitlenmesi ve dijital alanın özel ve kamusal aktörler arasında paylaşılan bir yönetişim yapısına dayanması, modern anayasacılığın yeniden yorumlanmasını gerekli kılmaktadır.
Ulus devleti aşan anayasallaşma eğilimi, uluslararası siyasî kurumların maddi anlamda anayasal nitelik taşıyan normları ile küresel toplumda siyaset-dışı şekilde ortaya çıkan normlar olmak üzere iki koldan gerçekleşmektedir. Bu eğilim, dijital alanda çok katmanlı ve çok aktörlü bir anayasallaşma sürecine işaret etmektedir.
Dijital anayasacılık ise algoritmik toplumda anayasal değerlerin korunmasına ve devlet ile çevrimiçi aktörlerin sorumluluğuna dair teorik bir çerçeve sunmaktadır.
Bu çalışma, dijital alana öncülük etme amacı taşıyan Avrupa ve ABD'deki hukukî gelişmeleri karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele almaktadır. ABD'nin, neoliberal küreselleşme teorileriyle yönlendirilen ve kendi kendini düzenleyen çevrimiçi ortam anlayışı ile AB düzenlemelerinin sınır aşan etkisi, dijital alanın yönetişimini şekillendirmektedir. Bu kapsamda, dijital anayasacılığın hukukî çerçevesi ve teknoloji şirketlerinin kamusal-benzeri yetkilerinin dijital alanda hukukî düzeni nasıl şekillendirdiği anayasacılığın temel ilke ve değerleri ışığında değerlendirilmiştir.