Bu kitap, tam olarak bu zorunluluktan doğmuştur: mekanik aklın yerine ekolojik aklı, tahakkümün yerine uyumu, güç istencinin yerine varoluşsal dengeyi koymak. Doğayı nesneleştiren modern düşüncenin aksine, ekolojik düşünce varlığı bir ilişkiler ağı olarak kavrar. Söz konusu dönüşüm, yönetim biliminin yanında insanın kendini bilme biçiminin de yeniden tanımlanmasını gerektirir. Antik Yunan düşünürlerinden Sokrates'in deyişiyle, bir filozofun görevi öğretmek değil, "midwi-fery" sanatıyla insanın içindeki bilgeliği ve iyiliği doğurtmaktır. Bu bağlamda, insanlığın içinde bulunduğu kaos, aslında yeni bir değerler sisteminin doğum sancısıdır. 2030'larla birlikte yüzleşeceğimiz yepyeni bir dünya sistemi bizi beklemektedir.