Hukuk ile Musikî, ilk bakışta birbirinden uzak iki disiplin gibi görünse de her ikisi de insan ruhunun derinliklerine seslenen; ölçü, denge, estetik ve anlam arayışı üzerine kurulu alanlardır. Hukuk, toplumsal düzenin kuralsal vicdanıdır; musikî ise bireysel ve toplumsal duyguların ezgisel sesidir. Bu iki alanın aynı kişide buluştuğu ender örnekler ise kültür tarihimiz açısından daima özel bir yere sahip olmuştur.
"Hukukçu Şair Güfte Yazarları ve Bestekârlar" adlı eser, işte bu nadir kesişimin kapsamlı ve özgün bir dökümünü sunmaktadır. Kitapta yer alan 36 hukukçu şair güfte yazarı ve bestekâr, yalnızca meslekleriyle değil; şiirleri, notaları ve bıraktıkları izlerle de Türk musikîsinin ve edebiyatının belleğine katkı sunmuş isimlerdir. Her biri, hukukun disiplinli dili ile sanatın sezgisel dünyasını kendi kişisel serüvenlerinde ustalıkla bir araya getirmiştir.
Bu çalışma; salt biyografik bir derleme olmanın ötesinde, hukukçuların sanatla kurduğu ilişkinin entelektüel ve estetik boyutlarını da görünür kılmaktadır. Güfteler, besteler, şarkı adları ve makamlar aracılığıyla; hukuk kavramıyla şekillenmiş bir zihnin musikîye nasıl yansıdığı, hangi duyarlılıkları beslediği ve hangi ortak estetik çizgilerde buluştuğu açıkça izlenebilmektedir.
Türk musikîsi geleneğinde söz ve beste arasındaki hassas denge, hukukçuların titizliğiyle birleştiğinde ortaya çıkan eserler; yalnızca dönemlerinin değil, zamanın da ötesine seslenmeyi başarmıştır. İşte bu kitap, o eserlerin arka planındaki insan hikâyelerini, mesleki kimliklerle sanatsal üretim arasındaki geçişkenliği ve çok yönlü kişilikleri bir arada sunması bakımından da ayrıcalıklıdır.