Taşıyıcı annelik, bir kadının, başka bir kişiye veya çifte teslim edilmesi amacıyla bir bebeğe hamile kalmasını ve onu doğurmasını içeren uygulamadır. Tıp teknolojilerinin gelişmesi, dünyadaki çok sesliliğin giderek artması ve doğum oranlarının hızla düşmesi karşısında bu uygulamanın öneminin gelecek yıllarda artacağı düşünülmektedir. Anne, baba ve çocuktan oluşan geleneksel aile modeline yapay döllenme, genetik ebeveyn ve niyetli ebeveyn gibi yeni parametreler ekleyen taşıyıcı annelik, yıllar içerisinde pek çok tartışmanın yürütüldüğü bir mesele haline gelmiştir. Tartışmalar tıp, biyoteknoloji, sosyoloji ve din alanlarının yanı sıra hukuk alanında da sürmektedir. Türk literatüründe taşıyıcı anneliğin ağırlıkla soybağı hukuku, ceza hukuku ve milletlerarası hukuk ekseninde ele alındığı görülmektedir.
Birbiriyle çatışan fikirler farklılaşarak zenginleştikçe ulaşılacak sonuçlar da sağlamlaşacaktır. Bu düşünceye binaen, hukukun konu aldığı her uygulama gibi taşıyıcı annelik de farklı açılardan yapılacak detaylı bir incelemeyi hak etmektedir. Halihazırda yalnızca Türkiye'de değil dünyada da kadın sömürüsü, çocuk hakları, uluslararası ilişkiler ve geleneksel kabuller gibi gerekçelerle yoğun eleştirilere maruz kalan taşıyıcı annelik, çalışmamızda liberteryen düşünceyle incelenmektedir. Bireysel özgürlükleri radikal biçimde savunan bir siyaset felsefesi olan liberteryenizmin taşıyıcı anneliğe getireceği perspektifin hem literatüre hem de konuyla ilgili hukuk politikalarına katkı sağlaması hedeflenmektedir.