Hukuk ve edebiyat denilince genellikle kurgusal metinlerde hukuk temasının incelenmesi şeklinde dar bir çerçeve anlaşılmaktadır. Esasında akademik birer disiplin olarak iki bilim dalının birbiriyle yoğun ilişkisi, dil ortak paydasına dayanmaktadır. Bu bağlamda hukuk-edebiyat ilişkisi tartışıldığında öncelikle hukuk-dil ilişkisi üzerinde durulmalı, retoriğin yanı sıra dil felsefesi incelemeleri esas tutulmalı, bu multidisipliner alan hakkında yeni referans noktaları geliştirilmelidir.
Dil bir düzenleme işidir. Bir metin inşa ederken anlam, kural ve mesajın yanı sıra belli bir estetik biçimleniş da otomatik olarak devreye girer. Yasalar normatif bir düzene sahipken savunma, karar ve içtihatlar ikna odaklı olduğundan hukuk hem buyurganlık hem de ikna düzeni inşa eder. Bu durumda edebiyat, dil ve hukuk, yöntemsel olarak birliktelik kurar.
Hukuk ve edebiyat ilişkisi, genel olarak ikili bir bakış açısıyla incelenmektedir. "Hukuk olarak edebiyat" (Law as literatüre) hukukun içindeki edebiyatı görmeye çalışırken; "edebiyat olarak hukuk" {literatüre as law) edebiyatın içindeki hukuku anlamaya çalışmaktadır.
Bu eserde, bu ikili bakış açısı göz önünde bulundurulmuş ve hem hukuk olarak edebiyat hem de edebiyat olarak hukuk çerçevesi içerisinde değerlendirme ve yorumlar yapılmıştır.