Yirmi birinci yüzyılda çalışma yaşamının dönüşümü; teknolojik yeniliklerin, değişen toplumsal ilişkilerin ve sürdürülebilirliğe yönelik giderek artan taleplerin kesişiminde gerçekleşmektedir. Dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon, platform ekonomileri ve insan ile teknoloji arasındaki yeni iş birliği biçimleri; işin nasıl örgütlendiğini, yürütüldüğünü ve değer kazandığını yeniden şekillendirmektedir. Endüstri 5.0'ın ortaya çıkışı ise insan odaklılık, sürdürülebilirlik ve dayanıklılık kavramlarını üretimin ve çalışma yaşamının geleceğine ilişkin tartışmaların merkezine taşıyarak bu dönüşümün kapsamını daha da genişletmiştir. Bununla birlikte, söz konusu dönüşümler bütün bireyleri aynı biçimde etkilememektedir. Toplumsal cinsiyet ilişkileri, kültürel yapılar, kurumsal düzenlemeler ve mevcut eşitsizlikler, değişen iş gücü piyasalarında kadınların karşılaştığı fırsatları ve sınırlılıkları belirlemeyi sürdürmektedir.
Dijital Dönüşüm ve Endüstri 5.0 Çağında Kadın Emeği başlıklı bu kitap, söz konusu dönüşümleri toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısıyla ele almaktadır. Teknolojiyi özünde güçlendirici ya da kaçınılmaz biçimde yıkıcı bir unsur olarak değerlendirmek yerine, teknolojik ve ekonomik dönüşümlerin toplumsal yapılarla ve kadınların yaşam deneyimleriyle nasıl etkileşime girdiğini çok yönlü bir yaklaşımla incelemektpdir. Farklı disiplinlerden ve bağlamlardan bakış açılarını bir araya getiren bölümler, kadın emeğini birbiriyle ilişkili üç boyut üzerinden ele almaktadır: toplumsal cinsiyet, kültürel yapılar ve kadın emeği; dijitalleşme, çalışma yaşamının dönüşümü ve yeni istihdam biçimleri; liderlik, örgütsel dönüşüm ve sürdürülebilirlik.