Bu çalışma, yalnızca mevzuatı incelemekle yetinmemekte; soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinde ortaya çıkan uygulama örüntülerini somut dosyalar üzerinden analiz etmektedir. Özellikle ağır şiddet, akran şiddeti ve örgüt bağlantılı dosyalarda; kusur yeteneği raporlarının içeriği, sosyal inceleme raporlarının metodolojisi, HAGB uygulamaları, denetimli serbestlik kararları ve koşullu salıverme süreçleri detaylı biçimde incelenmiş; uygulamada tekrar eden kalıplar ve sistematik sorunlar ortaya konulmuştur.
Çalışma aynı zamanda mukayeseli hukuk perspektifiyle Almanya, İngiltere ve İskandinav modellerini incelemekte; risk analizi sistematiği, infaz yapısı ve mağdur koruma mekanizmaları üzerinden karşılaştırmalı bir değerlendirme sunmaktadır. Amaç, yabancı sistemleri aynen almak değil; Türkiye için uygulanabilir olanı belirlemektir.
Çalışmanın temel tezi açıktır:
Rehabilitasyon ilkesi korunmalıdır. Ancak bu ilke, risk analizi, mağdur güvenliği ve infaz süreçlerinde şeffaflık ile desteklenmediği sürece tek başına yeterli değildir.
Gerçek reform, cezaları artırmak değildir.
Gerçek reform; sistemi daha öngörülebilir, daha denetlenebilir ve daha gerekçeli hale getirmektir.
Bu metin; hâkimler, savcılar, müdafiler, mağdur vekilleri ve politika yapıcılar için, saha deneyimine dayalı analitik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda, benzer süreçlerden geçen aileler için yalnız olmadıklarını hissettiren bir rehber olmayı da hedeflemektedir.
Sonuç olarak bu çalışma; çocukların korunmasını, mağdurun adalet beklentisini ve toplumun güvenlik ihtiyacını birlikte gözeten daha dengeli ve daha güçlü bir sistemin inşasına katkı sunma iddiasındadır.