Bankacılık kurumları ve sektörü, dünya ekonomisinde finansal istikrarın ve finansal liberalizasyonun sağlanmasında hayati derecede önemli roller üstlenmiştir. Dünya ölçeğinde birçok ülkede bankacılık sektörü, fon talep ve fon arz edenler arasında üstlendiği finansal aracılık temel rolünün yanında; ekonomik büyümenin ve kalkınmanın sağlanmasında rol oynayan makro ekonomik aktörler arasında ön planda yer almaktadır. İşletmelerin yaşamlarını ve faaliyetlerini sürdürülebilir kılmada, stratejik yatırımlarını gerçekleştirmede, piyasa değerlerinin ve rekabet güçlerinin artırılmasında; bankacılık sektörü önemli bir işlev görmektedir. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler, enformasyon ve iletişim araçlarının teknik açıdan üst düzeye ulaşması gibi faktörler işletme ve işletmecilik fonksiyonlarında önemli değişimler meydana getirmiştir. Üretim fonksiyonunun tamamen pazarlama fonksiyonuyla entegre olarak müşteri ve pazar odaklı anlayış ve uygulamaların hâkim olması, finans ve muhasebenin dijital dönüşümden etkilenerek yeni finansal araçların kullanılmaya başlanması ve insan kaynakları yönetiminin işletmelerde stratejik bir ortak olarak örgütsel hiyerarşide en üst basamaklarda konumlandırılması bu değişimlere örnek olarak gösterilebilir. Bu bağlamda bankacılık ve işletmecilik disiplinlerinde çalışan akademisyenlere de birçok yeni konuda çalışma ve araştırma yapma fırsatı doğmuştur.