Bu eser, Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. maddesi kapsamında düzenlenen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu çerçevesinde yürütülen yargılamalarda; kişilerin ankesörlü ve sabit hatlardan ardışık ya da periyodik olarak aranmasını, HTS kayıtları ve ankesörlü telefon verilerinin ceza yargılamasındaki delil değerini yüksek yargı kararları ve insan hakları perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır.
İnceleme kapsamında, söz konusu verilerin saklanması, incelenmesi ve bu kayıtlar üzerinden oluşturulan analiz raporları ile elde edilen verilerin farklı dosyalarda değişken şekilde yorumlanması, delil niteliğine ilişkin uygulama farklılıkları ve bu durumun hukuki güvenlik ile öngörülebilirlik ilkeleri üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir.
Kamuoyunda "ankesör davaları" olarak bilinen yargılamaları incelediğimiz bu çalışmada, hukuka uygunluk denetiminin yalnızca kanuni dayanakla sınırlı olmayıp, anayasal güvenceler ve temel hak ve özgürlükler ışığında yapılması gerektiği ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede, Yargıtay içtihatlarının geliştirilmesi ihtiyacı ile Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararlarının ulusal yargı üzerindeki etkisi de değerlendirme konusu yapılmaktadır. Bu çalışma, ankesör davaları özelinde kaleme alınmış sayılı eserlerden biridir. Basılı eser niteliğiyle ise bu alandaki öncü ve ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır.
Sonuç olarak, dijital verilerin ceza muhakemesinde delil olarak kullanılmasında ortaya çıkan belirsizliklerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması, hem maddi gerçeğe ulaşma amacı hem de temel hak ve özgürlüklerin korunması bakımından zorunluluk arz etmektedir.