Gerek uluslararası ilişkiler disiplini gerekse uluslararası ilişkiler pratiği ciddi dönüşümler ve değişimler geçirmektedir. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve Sovyet Bloğu'nun dağılması dünyayı daha entegre bir bütün haline getirmiştir. Küreselleşme olgusu, bütün sorunların küresel boyutta ele alınarak tartışılmasını ve ortak çözümler üretilmesini zorunlu kılmıştır. İdeolojik savaş sona ermekle beraber dünya nüfusu yeni tehdit unsurlarıyla yüz yüze kalmıştır. Aslında bunların bazıları Soğuk Savaş'ın tortuları, bazıları ise Soğuk Savaş'ın gölgesinde kalmış sorunlardır. Artık yoksulluk, açlık, göç, terörizm, etnik milliyetçilik ve nükleer silahların yayılması insanlığın yüzleşmek zorunda olduğu sorunlardır. Bu çerçevede diaspora, medya, kamuoyu ve STK/NGO'lar siyaset yapma sürecinde daha da etkili hale gelmişlerdir. Güvenlik konuları ile ekonomik ve ticari gelişmeler iç içe girmiş ve birbirini daha fazla etkiler hale gelmiştir. Yapay zekâ, 5G, tedarik zincirleri, nadir metaller ve emtia savaşlarının gölgesinde teknopolitik ve jeopolitik gerilimler yan yana yaşanmaktadır.
Kitap uluslararası ilişkilerdeki klasik anlayışı bu yeni olgular bağlamında yeniden tartışmayı ve geleceğin diplomatlarını iyi bir donanıma sahip kılmayı amaçlamaktadır.