Bu eser, insan hakları hukukunun tarihsel gelişimi ile çevre sorunlarının insan hakları üzerindeki etkisini bütüncül bir bakış açısıyla ele alan özgün bir akademik çalışmadır. I. ve II. Dünya Savaşları sonrasında yaşanan ağır insan hakları ihlalleri, uluslararası düzeyde bağlayıcı koruma mekanizmalarının oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Bu süreçte başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi olmak üzere küresel ve bölgesel örgütlerin oluşturulması ve hayata geçirilmesi ile insan haklarının uluslararası düzeyde korunması için gerekli adımlar atılmaya başlanmıştır. Öte yandan Sanayi Devrimi sonrası hız kazanan endüstriyel faaliyetler, çevresel sorunları derinleştirmiş ve bu sorunlar zamanla temel insan haklarını tehdit eder nitelik kazanmıştır.
Bölgesel örgütlerden olan Avrupa Konseyi'nin temel organlarından biri olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insan hakları sisteminde en etkili yargı mekanizmalarından biri olarak insan haklarının bölgesel düzeyde korunmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Elinizdeki çalışmada AİHM'in çevreyle bağlantılı başvurularda taraf devletlere yüklediği pozitif yükümlülükler kapsamlı olarak incelenmiştir. AİHS sisteminde çevre hakkına ilişkin müstakil bir düzenleme bulunmamasına rağmen Mahkeme tarafından geliştirilen çeşitli yorum yöntemleri vasıtasıyla çevre hakkının ihlaline dair başvurular inceleme kapsamına alınmıştır. Çalışma kapsamında Mahkeme'nin özellikle 1990 sonrasında çevre hakkına ilişkin olarak geliştirdiği içtihat birikimi tarihsel bir perspektif içerisinde değerlendirilerek çevresel zararların insan hakları ihlalleriyle nasıl ilişkilendirildiği ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle eser, çevre hakkının AİHS sistemi içerisindeki dolaylı ancak giderek güçlenen konumuna ışık tutmaktadır.