Suç teorisinin en tartışmalı başlıklarından olan olası kast, bir kast biçimi olmasının yanında ceza sorumluluğunun sınırını belirleyen önemli bir meselenin tam ortasında bulunmaktadır. Kavram, failin amaçlamadığı, ancak gerçekleşme ihtimalini öngördüğü neticeden hangi koşullarda kasten sorumlu tutulabileceğini ortaya koymaktadır. Neticenin meydana gelme ihtimalini bilmek, tek başına onu irade etmek anlamına gelmez. Failin neticeyi arzulamamış olması da olası kastı dışlamaz. Belirleyici olan, failin ciddiye aldığı tehlike karşısında nasıl bir tutuma sahip olduğudur. Fail, hukuken korunan menfaatin ihlal edilmesini göze alarak fiili işlediğinde neticeyi kabullenmiş sayılabilir. Buna karşılık neticenin gerçekleşmeyeceğine somut nedenlerle güvenmesi, bilinçli taksir lehine değerlendirme yapılmasını gerektirebilir.
Bu eserde olası kast, ne failin iç dünyasında aranması gereken psikolojik bir olgu şeklinde değerlendirilmekte ne de sadece fiilin tehlikeli özelliğinden kendiliğinden çıkarılabilecek bir sonuç olarak kabul edilmektedir. Failin iradesini koruyan ancak bu iradeyi somut vakıanın bütün koşulları içinde anlamlandıran bir görüş (iradi normativizm) benimsemektedir. Böylece kabullenme, failin neticeyi duygusal olarak onaylaması yerine farkında olduğu neticeye rağmen fiilini sürdürerek yaptığı tercihin hukuki anlamını ifade etmektedir.